8 Ekim 2013 Salı

Bilgi Dünyası Na Hoşgeldiniz

Filled under:

Bilgi Dünyası Na Hoşgeldiniz


Diyot Nedir,Çeşitleri ve Nasıl Çalışır

Posted: 08 Oct 2013 02:01 PM PDT

Diyot Nedir,Çeşitleri ve Nasıl Çalışır

Diyot Nedir
Diyot tek yöne elektrik akımını ileten bir devre elemanıdır. Diyotun P kutbuna " Anot ", N kutbuna da " Katot " adı verilir. Diyot N tipi madde ile P tipi maddenin birleşiminden oluşur. Bu maddeler ilk birleştirildiğinde P tipi maddedeki oyuklarla N tipi maddedeki elektronlar iki maddenin birleşim noktasında buluşarak birbirlerini nötrlerler ve burada " Nötr " bir bölge oluşturular. Yandaki sekilde Nötr bölgeyi görebilirsiniz. Bu nötr bölge, kalan diğer elektron ve oyukların birleşmesine engel olur.
Uygulamada kullanılan diyotlar temel olarak doğrultmaç (redresör, restefier) diyotları ve sinyal diyotları olmak üzere iki gruba ayrılır.
Doğrultmaç diyotları; yüksek akımları taşıyabilen ve yüksek ters tepe gerilimlerine dayanabilen diyotlardır. Bu diyotlar güç kaynakların AC 'yi DC 'ye dönüştürmek için kullanılır.
Sinyal diyotları; yüksek frekanslarda çalışmaya duyarlı, düşük akımlarda ve gerilimlerde çalışabilen diyotlardır. Bu diyotlar sayısal (lojik) devre elemanı ya sa radyo frekans (RF) devrelerinde sinyal ayırıcı (demodülatör) olarak kullanılır.
Doğrultmaç ve sinyal diyotları silisyum ve germanyum gibi yarı iletken malzemeler ile yapılır. Germanyumdan üretilen diyotların üzerlerinden akım geçirildiğinde 0,2 voltluk, silisyumdan üretilen diyotların üzerlerinden akım geçirildiğinde ise 0,6-0,7 voltluk bir gerilim düşümü olur. Bu nedenle sinyal diyotlarının yapımında germanyum maddesi daha çok kullanılır.

Diyotların Çalışma Mantığı
Teknolojinin gelişmesiyle PN yüzey birleşmeli (jonksiyonlu) diyotlar, ardından aynı teknikle transistörler, entegreler, çipler imal edilerek elektronik alanında akıllara durgunluk verecek derecede çok kısa sürede çok hızlı gelişmelerin meydana geldiği görülmüştür. Nokta temaslı diyotlar; düşük akım düşük sıcaklık ve güçlerde çalıştıklarından yerlerini daha iyi özellikleri olan PN yüzey birleşmeli diyotlara bırakmışlardır. Günümüzde nokta temaslı diyotların kullanım alanları çok sınırlıdır.
Diyot doğru polarize edilirse yani anoduna pozitif(+) katoduna negatif gerilim uygulanırsa iletken olur ve üzerinden, uygulanan gerilim miktarı ve oluşan ısı ile doğru orantılı olarak akım akmaya başlar.
İmal edilen her diyotun yapısına bağlı olarak uygulanabilecek maksimum doğru polarma gerilimi, çalışma sıcaklık bandı ve üzerinden geçebilecek akım miktarı imal edilence hazırlanan kataloglarda belirtilmiştir. Bu değerler kesinlikle aşılmamalıdır.

Diyotta Doğru Polarma :
Anot ucuna güç kaynağının pozitif (+) kutbu katot ucunada güç kaynağının negatif (-) kutbu bağlandığında P tipi maddedeki oyuklar güç kaynağının pozitif (+) kutbu tarafından, N tipi maddedeki elektronlar da güç kaynağının negatif (-) kutbu tarafından itilirler. Bu sayede aradaki nötr bölge yıkılmış olur ve kaynağın negatif (-) kutbunda pozitif (+) kutbuna doğru bir elektron akışı başlar. Yani diyot iletime geçmiştir. Fakat diyot nötr bölümü aşmak için diyot üzerinde 0.6 Voltluk bir gerilim düşümü meydana gelir. Bu gerilim düşümü Silisyumlu diyotlarda 0.6 Volt, Germanyum diyotlarda ise 0.2 Volttur. Bu gerilime diyotun "Eşik Gerilimi" adı verilir. Birde diyot üzerinde fazla akım geçirildiğinde diyot zarar görüp bozulabilir. Diyot üzerinden geçen akımın düşürülmesi için devreye birdr seri direnç bağlanmıştır. İdeal diyotta bu gerilim düşümü ve sızıntı akımı yoktur.

Diyotta Ters Polarma :
Diyotun katot ucuna güğ kaynağının pozitif (+) kutbu, anot ucuna da güç kaynağının negatif (-) kutbu bağlandığında ise N tipi maddedeki elektronlar güç kaynağının negatif (-) kutbu tarafından, P tipi maddedeki oyuklarda güç kaynağının pozitif (+) kutbu tarafında çekilirler. Bu durumda ortadaki nötr bölge genişler, yani diyot yalıtıma geçmiş olur. Fakat Azınlık Taşıyıcılar bölümündede anlattığımız gibi diyota ters gerilim uydulandığında diyot yalıtımda iken çok küçük derecede bir akım geçer. Bunada "Sızıntı Akımı" adı verilir. Bu istenmeyen bir durumdur.

2 - Zener Diyot :
Zener diyotlar normal diyotların delinme gerilimi noktansından faydalanılarak yapılmıştır. Zener diyot doğru polarmada normal diyot gibi çalışır. Ters polarmada ise zener diyota uygulanan gerilim "Zener Voltajı" 'nın altında ise zener yalıtıma geçer. Fakat bu voltajın üzerine çıkıldığında zener diyotun üzerine düşen gerilim zener voltajında sabit kalır. Üzerinden geçen akım değişken olabilir. Zenerden arta kalan gerilim ise zenere seri bağlı olan direncin üzerine düşer. Üretici firmalar 2 volttan 200 volt değerine kadar zener diyot üretirler. Zener diyotlar voltajı belli bir değerde sabit tutmak için yani regüle devrelerinde kullanılır. Yan tarafta zener diyotun simgesi, dış görünüşü ve ters polarmaya karşı tepkisi görülmektedir.

3 - Tunel Diyot :
Saf silisyum ve Germanyum maddelerine dafazla katkı maddesi katılarak Tunel diyotlar imal edilmektedir. Tunel diyotlar ters polarma altında çalışırlar. Üzerine uygulanan gerilim belli bir seviyeye ulaşana kadar akım seviyesi artarak ilerler. Gerilim belli bir seviyeye ulaştıktan sonrada üzerinden geçen akımda düşüş görülür. Tunel diyotlar bu düşüş gösterdiği bölge içinde kullanılırlar. Tunel diyotlar yüksek frekanslı devrelerde ve osilatörlerde kullanılır. Yan tarafta tunel diyotun sembolü ve dış görünüşü görülmektedir.

4 - Varikap Diyot :
Bu devre elemanını size anlatabilmem için ilk önce ön bilgi olarak size kondansatörden bahsetmem gerekecek. Kondansatörün mantığı, iki iletken arasında bir yalıtkan olmasıdır. Ve bu kondansatördeki iletkenlerin arasındaki uzaklık artırılarak ve azaltılarak kapasitesi değiştirilen kondasatörler mevcuttur. Fakat bunların bir dezanatajı var ki bu da çok maliyetli olması, çok yer kaplaması ve elle kumanda edilmek zorunda olması. Bu kondansatör türüne "Variable Kondansatör" diyoruz. Şimdi varible kondansatörlere her konuda üstün gelen bir rakip olan "Varikap Diyotu" anlatacağım. Varikap diyot, uclarına verilen gerilime oranla kapasite değiştiren bir ayarlı kondansatördür ve ters polarma altında çalışır. Boyut ve maliyet olarak variable kondansatörlerden çok çok kullanışlıdır. Diyot konusunda gördüğünüz gibi diyot da kondansatör gibi iki yarı iletken maddenin arasında nötr bölge yani yalıtkandan oluşur.Yan tarafta görüldüğü gibi üzerine uygulanan ters polarma gerilimi arttığı taktirde aradaki nötr bölge genişliler. Bu da iki yarı iletkenin aralarındaki mesafeyi arttırır. Böylece diyotun kapasitesi düşer. Gerilim azaltıldığında ise tam tersi olarak nötr bölge daralır ve kapasite artar. Bu eleman televizyon ve radyoların otomatik aramalarında kullanılır.

5 - Şotki (Schottky) Diyot :
Normal diyotlar çok yüksek frekanslarda üzerine uygulanan gerilimin yön değiştirmesine karşılık veremezler. Yani iletken durumdan yalıtkan duruma veya yalıtkan durumdan iletken duruma geçemezler. Bu hızlı değişimlere cevap verebilmesi için şotki diyotlar imal edilmiştir. Şotki diyotlar normal diyotun n ve p maddelerinin birleşim yezeyinin platinle kaplanmasından meydana gelmiştir. Birleşim yüzeyi platinle kaplanarak ortadaki nötr bölge inceltilmiş ve akımın nötr bölgeyi aşması kolaylaştrılmıştır.

6 - Led Diyot :
Led ışık yayan bir diyot türüdür. Lede doğru polarma uygulandığında p maddesindeki oyuklarla n maddesindeki elektronlar birleşim yüzeyinde nötrleşirler. Bu birleşme anında ortaya çıkan enerji ışık enerjisidir. Bu ışığın gözle görülebilmesi için ise p ve n maddelerinin birleşim yüzeyine "Galyum Arsenid" maddesi katılmıştır. Ledlerin, yeşil, kırmızı, sarı ve mavi olmak üzere 4 çeşit renk seçeneği vardır.

7 - İnfraruj Led :
İnfraruj led, normal ledin birleşim yüzeyine galyum arsenid maddesi katılmamış halidir. Yani görünmez (mor ötesi) ışıktır. infraruj ledler televizyon veya müzik setlerinin kumandalarında, kumandanın göndediği frekansı televizyon veya müzik setine iletmek için kullanılır. Televizyon veya müzik setinde ise bu frekansı alan devre elemanına "Foto Diyot" denir. İnfraruj led ile normal ledin sembolleri aynıdır.

8 - Foto Diyot :
Foto diyotlar ters polarma altında kullanılırlar. Doğru polarmada normal diyotlar gibi iletken, ters polarmada ise n ve p maddelerinin birleşim yüzeyine ışık düşene kadar yalıtkandır. Birleşim yüzeyine ışık düştüğünde ise birleşim yüzeyindeki elektron ve oyuklar açığa çıkar ve bu şekilde foto diyot üzerinden akım geçmeye başlar. Bu akımın boyutu yaklaşık 20 mikroamper civarındadır. Foto diyot televizyon veya müzik setlerinin kumanda alıcılarında kullanılır.

9 - Optokuplörler :
Optokuplorler içinde bir adet foto diyot ve bir adet de infaruj led barındıran bir elektronik devre elemanıdır. Bu infaruj led ve foto diyotlar optokuplörün içerisine birbirini görecek şekilde yerleştrilmişlerdir. İnfraruj ledin uclarına verilen sinyal aynen foto diyotun uclarından alınır. Fakat foto diyotun uçlarındaki sinyal çok çok düşük olduğu için bir yükselteçle yükseltilmesi gerekir. Bu devre elemanının kullanım amacı ise bir devreden diğer bir devreye, elektriksel bir bağlantı olmaksızın bilgi iletmektir. Aradaki bağlantı ışıksal bir bağlantıdır.

İyi Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Saygılar Bilgi Dünyası.

Akvaryumda Lepistes Balığı Yetiştirme

Posted: 08 Oct 2013 01:52 PM PDT

Akvaryumda Lepistes Balığı Nasıl Yetiştirilir

Lepistes Balığı:Akvaryumda balıklardan kolayca yavru alabilmek isteyen her akvarist 'lepsites balığı'nı beslemiştir. Akvaryum ortamında kolayca üreyebilen, çok çeşitli şartlara uyum sağlayabilen bu balık ülkemiz şartlarında 1 ila 10 lira arasında değişen fiyatlarda satılmaktadır. Ucuz fiyatından dolayı da her akvarist ömürlerinde en az bir defa bu balığı beslemek isterler.
Canlı doğuranlar grubunda yer alan bu balığın Latince ismi 'Poecilia reticulata'dır. Asıl kökeni Orta Amerika olan Lepistes'ler günümüzde balık üretim çiftliklerinden çoğalıp yayılmaktadır.
Doğal ortamında hem etçil hem o
tçul bir rejime sahip olan Lepistes'ler akvaryumlarda da aynı şekilde beslenmektedir. Kendi türlerine ve diğer balıklara karşı barışçıl bir davranış yapısına sahiptirler. Akvaryumun orta ve yüzey kısımlarında yüzmekten hoşlanırlar.
Lepistes'lerde cinsiyet ayrımı yapmak kolaydır. Dişiler erkeklerden daha iri olurlar. Erkeklerin ise arka yüzgeçleri çok daha geniş, renkli ve gösterişlidir.
Canlı doğuran balıklar kategorisinde olduklarından yavrulaması ve yavruların akvaryumda büyütülmesi kolaydır.
Lepistes'leri sağlıklı bir şekilde beslemek ve yavru alamabilmek için akvaryumda şu fiziki şartlar sağlanmalıdır; Akvaryum suyunun sıcaklığı ortamala 18 – 28 santigrat derece olmalıdır. Su sertliği 9 – 19 dH, pH değeri ise 7.0 – 8.0 arasında olmaldır. Ülkemizdeki musluk suları yaklaşık olarak bu pH değerlerindedir. Ancak su akvaryuma eklenmeden önce birkaç gün dinlendirilmeli, daha sonra akvaryuma dâhil edilmelidir. Lepistes'ler en az 40 litre su hacmine sahip akvaryumlarda bakılmalıdır. Akvaryumun boyutu ne kadar büyük olursa o kadar sağlıklı bir ortam oluşturmak mümkündür.
Lepistes'lerin en fazla büyüdüğü boy erkekler için 4 santimetre, dişiler için 6 santimetredir. Şov boyu Lepistes'ler daha fazla büyüyebilmektedir. Dişi balıklar renksiz ve gösterişten uzaktır. Ancak erkek Lepistes balıkları renkli gövdeleriyle ve gösterişli kuyruk yapılarıyla muhteşem bir görüntüdedirler.
Lepistes balığının gebelik süresi yaklaşık olarak 30 gündür. Bu süre akvaryumdaki fiziki şartlara ve genetik yapıya bağlı alarak 20 ila 40 gün arasında değişebilmektedir. Üreme faaliyetinin akvaryumda sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için dişi balım sayısı erkek balık sayısının iki katından fazla tutulmalıdır. Gebe olan dişi balığın karın kısmı siyah renge bürünür. Bu durum fark edildiğinde dişi balık yavru akvaryumuna veya ana tankta bulunan yavruluk kısmına alınmalıdır. Böylece dişi balık, erkek lepisteslerden ve akvaryumda bulunan diğer balıklardan korunmuş olacaktır. Lepistes balıkları doğduktan 3 ay sonra cinsel olgunluğa ulaşır ve yavrulamaya müsait hale gelir.
Akvaryum tabanı ince bir kumla kapatılmalıdır. Canlı bitki bol miktarda kullanılabilir. Yavru balıkların hayatta kalabilmeleri için canlı bitki kurtarıcı durumundadır. Akvaryumun havalandırma sistemi hafif akıntı sağlamalıdır. Uygun sıcaklığı sağlamak için özellikle kış aylarında ısıtıcı kullanmak elzemdir.
Lepistes balığı amatör akvaristlerden, profesyonel akvaristlere kadar her hobicinin beslemesi gereken bir balıktır...

İyi Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Saygılar Bilgi Dünyası.

Akvaryum Nedir,Bakımı ve Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir

Posted: 08 Oct 2013 01:51 PM PDT

Akvaryum Nedir,Bakımı ve Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Akvaryum:Hayatlarımıza ortak olan küçük canlıların bakımı meşakkatli ve bir o kadar da yorucudur.Evlerimizde beslediğimiz sevimli dostlarımızın bakımı hakkında sizlere küçük bilgiler sunacağım.
Beslenişi ve temizliği açısından kolay gibi görünen balıkların akvaryum bakımı belirli sürelerde yapılmalıdır.Balıkların yaşadığı alana göre bu süre farklılık gösterebilir. Örneğin, küçük bir fanusta beslediğimiz balıklarımız için suyun değişme süresi ve fanus temizliği 2 ila 3 gün arasında değişmektedir. Değişmesi gereken suyun 1 gün dinlendirilmiş olmasına özen göstermeliyiz. Günaşırı yenilenen su bu sevimli dostlarımızın ölümüne sebebiyet verebilir.
Küçük bir fanusta bu işlemi yapıyorsak dikkat etmemiz gereken aşırı balık sayısından kaçınmak ve fanusu olabildiğince canlı bitkilerle süslemektir.Bunun dışında dinlendirilmiş su ne çok fazla ılık ne de çok fazla soğuk olmalıdır. Balıklar suyun derecesine alıştıktan sonra uyum süreci biraz daha kolaylaşır ancak bu sıcaklık derecesi değiştiği anda balıkların ölümü kaçınılmazdır.
Bir diğer önemli husus ise;
Fanusta besleyebileceğimiz sınırlı sayıda balık cinsi vardır bunlardan en bilineni lepistes(canlı doğuranlar) türüdür.Bu balık türleri suyun derece değişimine çabuk uyum sağlayan ve ölümü kolay geröekleşmeyen balık türüdür. Erkek ve dişinin yan yana geldiği andan itibaren çiftleşme dönemine girmesi size birçok yavruyu beraberinde getirebilir.
Asıl konumuz olan akvaryum bakımında önemli olan husus akvaryum içerisine yerleştirilecek olan ek malzemelerdir. Bunlar;
- Otomatik Yemleme
- Kepçeler
- Isıtıcılar ve Dereceler
- Aydınlatmalar
- Ultravioleler
- Dip Sifonları
Standart bir akvaryumun temizlenme süresi 3 hafta ila 3 ay arasındaki periyottur. Akvaryumda bulunan otomatik su temizleyiciler bir yere kadar etkilidir bunun için akvaryumun iç ve dış temizliğine özen gösterilmelidir…

Mümkünse akvaryumda kullandığımız suyumuz tuzlu su olmalı ve akvaryumu muhakkak canlı bitkiler ve çakıl taşları ile süslemeliyiz.Tahmin edeceğiniz üzere temizleme işlemi sizleri biraz yoracaktır fakat bunun için baştada belirttiğim gibi ek malzemelerden faydalanabilirsiniz. Akvaryumun dış tarafı sert sünger veya herhangi bir temizleme bezi ile gün aşırı temizlenebilir. Akvaryum içerisinde bulunan malzemeler tek tek dışarı çıkarılarak yine temizlik bezimiz veya süngerimiz ile temizlenir. Su değişimi akvaryumda fanustan çok daha farklıdır.

Dikkat edilecek husus eğer akvaryumunuzda ışık, motor vb elektrikli gereçler bulunduruyorsanız bunları öncelikle fişten çekmenizdir. Su değişiminde izleyeceğimiz yol suyun tamamının yanı sıra dörtte birinin akvaryumdan alınarak yerine dinendirilmiş suyun ilave edilmesidir. Yapılan en büyük hata akvaryumdaki suyun tamamının boşaltılmasıdır bu hata balıkların suya uyum sürecini zorlaştımakta ve ölümlerine yol açmaktadır. Küçük bir not su değiştirme işleminden sonra derece motorumuzu 26 dereceye ayarlamamızdır balıklar için en uygun ısı derecesi budur . Akvaryumumuz sürekli temizlenmesine rağmen hala kirli ve yosunlu bir halde ise bu onu konumlandırdığımız yerin yanlış olmasından kaynaklanmaktadır bunun için çok fazla güneş ışığı almayan yerler tercih edilmelidir. Son olarak temizlik konusunda sık sık su değişiminden kaçınmanızı öneririm.

İyi Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Saygılar Bilgi Dünyası.

İşlemci Nedir,Görevi Nedir,Nasıl Çalışır

Posted: 08 Oct 2013 01:47 PM PDT

İşlemci Nedir,Görevi Nedir,Nasıl Çalışır

İşlemcinin Görevi Nedir
"İşlemcinin görevi nedir?" Diye sorulduğunda birçok kişi net bir cevap veremese de işlemciyi bilgisayarın beyni olarak tanımlar. Bu tanımlama, işlemcinin önemini
kavradıklarını ifade eder. İşlemcinin anlaşılabilmesi için görevini net olarak tanımlamalıyız.
Bugün piyasada çeşitli işlemciler bulunmaktadır. Eğer işlemcinin bilgisayardaki görevini
tam olarak bilmezseniz bu donanımda seçim yapmanız zorlaşacaktır. İşlemciyi anlamanız
sizi hem mesleğinizde daha yeterli yaparken hem de bilinçli bir tüketici hâline getirecektir.

İşlemci Nedir
Bir bilgisayarın en popüler ve en önemli parçası işlemcidir. Kısaca CPU (Central Processing Unit / Merkezi İşlem Birimi) olarak anılan işlemciler, adından da anlaşılacağı üzere bir bilgisayardaki işlemleri yürüten ve sonuçları gerekli yerlere gönderen elemandır.

1971 yılında Intel firmasının ilk defa binlerce transistörü bir silikon çip üzerinde birleştirmesinle bilgisayar çağında devrim gerçekleştirilmiş oldu. Bu şekilde daha önce sadece büyük şirketlerin ve üniversitelerin kullanabildiği bilgisayarlar iyice küçüldü ve evlere girmeye başladı.

Mikroişlemci ler, açma kapama anahtarı gibi çalışan milyonlarca transistörden oluşmaktadır. Bu anahtarların programlanma durumuna göre elektrik sinyalleri bunların üzerinden akar. Bu sinyaller, bilgisayarın yaptığı tüm işleri toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi temel matematiksel işlemlere indirir. İşlemci de bu işlemleri en basit sayma sistemi olan ikilik düzen yani sadece 0 ve 1 sayılarını kullanarak yapar.

Mikroişlemciler her türlü işi ikilik sayma sistemine dökmüştür. Mesela "Y" harfi ikilik sistemde "1011001" ile ifade edilebildiği gibi kırmızı gibi bir renk de bunun gibi ikilik tabandaki üç ayrı sayı grubu ile ifade edilir. Aynı şekilde bir ses veya görüntü kaydı da yine buna benzer ikilik sayı grupları ile ifade edilirler.

Bu sayı grupları üzerinde işlem yapmak için işlemci içerisinde bir takım komut listesinden ibaret bir program mevcuttur. Bu komutlar işlemciye iki sayının çıkarılması, toplanması yönünde emir verebildiği gibi klavyeden girilen tercihlere göre bir takım komut satırını atlayıp (şartlı dallanma - conditional branch) diğer komut satırlarını icra etmeye devam edebilir. Yani klavyeden bir soru karşısında gireceğimiz "E" (evet) veya "H" (hayır) ifadelerine göre program belirli komut satırlarını icra eder veya etmez. Temel olarak, mikroişlemcinin yaptığı iş, bitler üzerinde işlem yapmak üzere komutları çalıştırmaktır.

İşlemci Nasıl Çalışır
Mikroişlemciler, açma kapama anahtarı gibi çalışan milyonlarca transistörden oluşmaktadır. Bu anahtarların programlanma durumuna göre elektrik sinyalleri bunların üzerinden akar. Bu sinyaller, bilgisayarın yaptığı tüm işleri toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi temel matematiksel işlemlere indirir. İşlemci de bu işlemleri en basit sayma sistemi olan ikilik düzen yani sadece 0 ve 1 sayılarını kullanarak yapar.
Bu sayı grupları üzerinde işlem yapmak için işlemci içerisinde bir takım komut listesinden ibaret bir program mevcuttur. Bu komutlar işlemciye iki sayının çıkarılması, toplanması yönünde emir verebildiği gibi klavyeden girilen tercihlere göre bir takım komut satırını atlayıp (şartlı dallanma - conditional branch) diğer komut satırlarını icra etmeye devam edebilir. Yani klavyeden bir soru karşısında gireceğimiz "E" (evet) veya "H" (hayır) ifadelerine göre program belirli komut satırlarını icra eder veya etmez. Temel olarak, mikroişlemcinin yaptığı iş, bitler üzerinde işlem yapmak üzere komutları çalıştırmaktır.
Bir mikroişlemcili otomasyon sistemi için, mikroişlemcinin yanı sıra yardımcı elemanlara ihtiyaç duyulur.
Bunlar :
1. Input (Giriş) birimi
2. Output (Çıkış) birimi
3. Memory (bellek) birimi

CPU, Giriş/Çıkış ve Bellek birimlerinin oluşturduğu sisteme mikrobilgisayar adı da verilir. Giriş/Çıkış ve Bellek elemanları mikrobilgisayar kartı üzerinde bir yerde CPU chip'inden bağımsız olarak yerleştirilmiş chip'lerden v elektronik devre elemanlarından oluşur. Aralarındaki iletişimler ise yollar aracılığı ile sağlanır (Adres bus, Data bus , Control bus).
Intel, Cyrix, AMD, Motorola, Zilog mikroişlemci üreticilerinden bir kaçıdır. Mikroişlemci-ler işleyebildikleri kelime uzunlukları ile anılırlar. Örneğin; farklı firmalar tarafından üretilen 8080A / 8085A, Z80, MC6800, 8 bitlik işlemciler olarak anılır, aynı aile ye üye işlemcilerdir.
Bir mikroişlemcinin yapısı tahmin edilebileceği üzere çok karmaşıktır. Bununla birlikte kullanıcı açısından aşağıdaki birimlerden meydana geldiği söylenebilir.

a) Birkaç bitlik bilgiyi tutan belirli sayıdaki kaydediciler (geçici saklama elemanları). Bu yazaçlar 8 bitlik (1 byte), 16 bitlik (2 byte) makine kodu, veri veya adres bilgisi saklarlar.
b) Mantıksal kararlar veren veya aritmetik işlemleri yapan "Aritmetik Mantık Birimi" (ALU – Aritmetic Logic Unit)
c) Hem mikroişlemcinin iç işlemesini hem de tüm dış mikrobilgisayar sisteminin işlemesini kontrol eden zamanlama ve kontrol devreleri. Bu devreler ALU ve kaydedicilerin çalışmasını, bellek I/O portlarına dışarıdan yapılan bilgi transferleri ile bu devreler program komutları tarafından belirlenen işlerin yerine getirmesini sağlar.

İyi Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Saygılar Bilgi Dünyası.

Sarımsağın Faydaları ve Zararları Nelerdir

Posted: 08 Oct 2013 01:22 PM PDT

Sarımsağın Faydaları ve Zararları Nelerdir? Sarımsak Hangi Hastalıklara Tedavidir?

Sarımsak Hakkında Bilgiler

Sarımsak:Uzun bir tarihi olan sarımsak aslen Orta Asya'dan gelmektedir. Binlerce yıldır birçok kültürde gıda ve ilaç olarak kullanılmıştır. 18. yüzyılda Fransa'da insanlar, Avrupa'da birçok insanın ölümüne neden olan veba hastalığından koruyacağına inanarak şarap ile karıştırarak ezilmiş sarımsak içti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında, askerlerin kangren olmasını önlemek için sarımsak verilmiştir. Sarımsak 2 metre ve daha fazla yüksekliğe kadar büyüyebilmektedir. Bir baş sarımsakta yaklaşık 20 diş vardır. Ve her bir diş 1 gram ağırlığındadır. Sarımsak, kurutulmuş, taze yada sarımsak yağı olarak
tüketilmektedir. Günlük olarak bir kişi en fazla taze sarımsaktan 2 diş, kurutulmuş sarımsaktan 600-1200 mg , sarımsak yağından ise 0,03-0,12 ml tüketmelidir.
Bugün sarımsak, damar sertliği, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon ve kalp hastalığını önlemeye yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için de kullanılmakta. Sarımsak kansere karşı da korunmanıza yardımcı olabilir.
Kalp hastalığı
Araştırmalar sarımsağın kalp hastalığını önlemeye yardımcı olacağını göstermiştir. Sarımsak damar sertliğini %7 ile %8 arasında azaltmaktadır. Yapılan bir araştırmada 4 yıl boyunca günlük 900 mg sarımsak tozu alan insanlarda damart sertliği yavaşlamıştır. Sarımsak aynı zamanda kalp krizi ve felçleri önlemeye yardımcı olabilecek bir kan inceltici görevi görür.
Nezle
yapılan bir araştırmada insanların en çok soğuk algınlığına yakalandığı Kasım ve Şubat ayları arasında, 8 hafta boyunca bazı kişilere sarımsak, bazı kişiler de plasebo verildi. Sarımsak alanların, plasebo alanlara göre daha az soğuk algınlığına yakalandığı görüldü.
Kanser
Sarımsak, kanser gibi vücudun mücadele etmesini gerektiren hastalıklarda, bağışıklık sistemini güçlendirerek yardımcı olmaktadır. Test tüplerinde sarımsak, anti-kanser aktiviteye sahip gözükmüştür. Ve bir grup kişi üzerinde yapılan çalışmalarda, daha fazla çiğ yada pişmiş sarımsak tüketen insanların belirli kanser türlerine daha az yakalandığı görülmüştür. Özellikle kolon ve mide kanserlerinde oldukça etkili olmuştur. Iowa Kadın Sağlığı Çalışması adlı büyük ölçekli bir araştırmada, düzenli olarak sarımsak, meyve ve sebze yiyen kadınlarda kolon kanseri gelişme riskinin %35 daha düşük olduğu görülmüştür.
Sarımsağın yan etkileri
Sarımsağın yan etkileri mide rahatsızlığı, şişkinlik, ağız kokusu, cilt üzerinde batma, kaşınmadır. Nadir görülen yan etkileri ise baş ağrısı, yorgunluk, iştah kaybı, kas ağrıları, baş dönmesidir.
Sarımsağın en önemli özelliğinden birisi kan inceltici olmasıdır. Çok fazla sarımsak almak ameliyat öncesinde yada sonrasında kanama riskini artırabilir. Aynı zamanda sarımsak kullandığınız ilaçlar ile etkileşime girebilir. Bu yüzden ülser veya tiroid sorunları olan kişilerin sarımsak almadan önce doktorlarına sormaları gerekir.
Sarımsak bazı reçeteli ilaçların işlevini değiştirebilir. Bu ilaçlardan bazıları şunlar;
Isoniazid (Nydrazid) – Bu ilaç tüberküloz tedavisinde kullanılır. Sarımsak bu ilacı emerek vücuda etki eden ilaç miktarını düşürebilir.
Doğum kontrol hapları – Sarımsak doğum kontrol haplarını daha az etkili hale getirebilir.
Kan inceltici ilaçlar – Sarımsak kanama riskini artırarak, bu ilaçların daha fazla kan inceltmesine sebep olabilir. Kan inceltici varfarin (Coumadin), klopidogrel (Plavix) ve aspirin böyle ilaçlardandır...

Sağlıklı Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Ve Ayrıca Rahatsızlıklarınızda Dokdorunuza Başvurunuz Lütfen Saygılar Bilgi Dünyası.

0 yorum:

Yorum Gönder

Google +

http://indiramk.blogspot.com

Blog Archive